|
Yarasalar
gibi uçma yeteneğinde olan böcekler ve kuşlar gibi hayvanlar, aynı zamanda
yürüme yeteneğine de sahiptir. Fakat yarasaların el ve ayak yapıları yürümeye
elverişli değildir. Dolayısıyla, diğer uçan hayvanlar gibi ayakları üzerinde
duramadıklarından, tünek yerlerinde arka ayakları ile asılı ve baş aşağı durmak
zorundadırlar. Yarasaların birçok ilginç özellikleri vardır.
 Yarasa
Kısa mesafede süzülme şeklinde uçabilen bazı sincapları
dikkate almazsak, gerçek olarak uçabilen tek memeli hayvan grubu yarasalardır.
Diğer memelilerdeki gibi canlı yavru doğururlar ve yavru sütle beslenir. Anne
yarasa genelde yılda sadece bir yavru doğurur. Anne avlanmaya çıktığı zaman,
yavru tünek yerinde bırakılır fakat yavrunun anne vücudunda asılı olarak
taşındığı da bilinmektedir. Sadece anneler yavru bakımını üstlenir, erkekler
katılmaz ve eş sürekliliği yoktur. Anne yarasa, milyonlarca yavru içersinde
kendi yavrusunu tanır. Annede süt yoksa, diğer anne yarasalar da yavruyu besleyebilir.
Küçük yarasa türlerinin yavruları 5-6 haftada anneden bağımsız olur ve yaklaşık
iki yaşında üreme olgunluğuna erişir. Yarasalar gececidir, gündüzü ise
dinlenerek geçirirler. Çoğu yarasada görme zayıftır. Koku ve duyma oldukça iyi
gelişmiştir. Balina ve yunuslardaki gibi “ekolokasyon” denen duyu sistemleri
gelişmiştir. Bu sistemde, insanların duyamayacağı ses dalgaları etrafa verilir
ve etraftaki cisimlere çarpan bu ses dalgalarının yankısı algılanarak cismin
yeri belirlenir. Parmak kemikleri oldukça esnektir ve araları ince deri ile
kaplıdır. Bu deri ayrıca vücuda da birleşik olarak bulunur ve uçmayı sağlayan
kanatsı yapıya dönüşür. Kanatsı yapıdaki deri, esnek olmasından başka oldukça
incedir, böylece yarasalar uçarken kuşlardan daha hızlı ve şaşmaz dönüşler
yapabilir. Yarasalar, milyonlarca sayıda bir arada yaşarlar, genelde mağara,
eski ev çatıları ve ağaç kovukları gibi yerleri tercih ederler. Birbirleriyle
ses dalgaları ile anlaşabildikleri bilinmektedir. Dünya’da 2000 kadar farklı
yarasa türü bulunduğu tahmin edilmektedir, bunların %70’i böcekle beslenir.
Geri kalanların çoğu meyveyle beslenir. Büyük yarasalardan, üç türün bazı hayvanların
kanını emerek yada onları yiyerek beslendiği bilinmektedir. Yarasaların önemli
özelliklerinden biri de, hayvanlar veya hayvan ve insanlar arasında birçok
hastalık etkeninin taşınmasında taşıyıcı olarak rol oynamasıdır. Kuduz, SARS,
Ebola ve diğer birçok virüs hastalıklarını taşıyabilirler. Bunlardan en önemlilerinden
biri şüphesiz kuduzdur. Gerçi yarasaların sadece %0.5 kadarının kuduzu taşıdığı
bilinmekle beraber, ölü yada canlı, yarasalarla temas etmekten, özellikle ölü
yada uyuşuk duran yarasaya dokunmaktan kaçınmalıdır. Yarasa dişi, uyurken
ısırılan hayvan veya insanın hissetmeyeceği kadar küçüktür. Isırılma ve temas
durumlarında en yakın sağlık kuruluşuna gidilmeli, özellikle kuduz önlemi
alınmalıdır. Yarasalar birçok bitki
türü için çok önemlidir, çünkü bitkilerin tozlaşmasında rol oynarlar. Sadece
tozlaşmada değil aynı zamanda, bitkilerin tohumlarının taşınmasında da rol
oynayarak bu bitki türlerinin varlığının devamında önemli görev yapmış olurlar.
1-2 milyonluk bir yarasa kolonisinin, bir gecede 5-10 ton kadar zararlı böceği
yediği hesaplanmıştır. Birçok ülkede, diğer yabani hayvanlar gibi yarasaların da
korunma kanunları çıkarılmıştır. Hatta kolonileri rahatsız edenlere bile ağır
cezalar uygulanarak doğal dengede rol oynayan bu hayvanlar koruma altına alınmıştır.
|