İnsanoğlunun tarihi, yeryüzündeki varlığı
boyunca zulümlerle doludur. Tarihler boyunca sağlam insanların
birbirlerine yaptığı zulümler çok iyi bilinmesine rağmen, bedensel
engellilere bilerek ya da bilmeden yapılmış olan zulümler hakkındaki
bilgiler genelde bir yerlerde gizli kalmıştır.
Örneğin binlerce yıl,
birçok toplumda işitme engellilerin topluma tehlikeli olduğuna
inanılarak çok zor şartlarda yaşamaya mahkum edilmiş, hatta birçok
ülkede bu kişiler akıl hastanelerine kapatılmış veya çoğu kez
öldürülerek onlardan kurtulma yoluna gidilmiştir. Fakat diğer
engelliler gibi bugün birçok modern ülkede işitme engellilere, onların
bu zorluklarına yardımcı olmak için birçok eğitim kurumları
geliştirilerek toplumdaki diğer insanlar gibi yaşama haklarına
kavuşturulması başarılmıştır. Bu başarılardan birisi de işaret dili
(“sign language”) dediğimiz bir çeşit alfabenin geliştirilerek
iletişimin sağlanabilmesidir. Birçok modern ülkede o ülkenin işitme
engelliler işaret dili geliştirilmistir. İlk işaret dilinin,
Amerika’daki Çeyen denen bir yerli Kızılderili toplumundan esinlenerek
geliştirildigi bilinmektedir.
Her doğan bin bebekten biri işitme
engelli olmakta, yani yardımcı işitme cihazi yardımı ile bile
duyamamaktadır. Dolayısıyla duyma hiç gelişmediğinden, normal alfabe
dili öğrenilememektedir. Çünkü normal alfabe dili, duyma ve konuşma
diline bağlı olarak geliştirilmiştir. Sonradan olan sağırlık hariç,
işitme engelli doğan kişi bir kelimeyi hiçbir zaman duymadığından diğer
insanlar gibi konuşma yeteneği kazanamamaktadır.
İşaret Dili Alfabesi
İşaret dili,
parmaklar, yüz ve dudak hareketleri ile vücut hareketleri ve bunların
kombinasyonları kullanılarak insanlar arasında iletişimi sağlayan bir
işaret dili alfabesidir. İlk defa 16. yüzyılda İtalyan doktor Jerome
Cardan tarafından geliştirilmiştir, bugüne gelene kadar büyük bir
değişim geçirerek insanlığın hizmetine sunulmuştur.
İşaret dili
alfabesi sözlü dil alfabesinden tamamen farklıdır. Her ülkenin kendine
özgü işaret dili bulunmaktadır, dolayısıyla herkesin kullanabileceği
uluslararası bir işaret dili henüz geliştirilememiştir. Amerika’daki
işaret dili ASL’dir, ve İngilizlerin kullandığı da SE'dir. Örnegin,
ASL’de işaret parmağının dudaklardan aşağı, gögse dogru hareket
ettirilmesi kırmızı rengi belirtir. Beş parmağın açık bir şekilde
gögüsten dışarı doğru yavaş yavaş kapatılarak çekilip uçları bitişik şekilde gögse dönük olarak gösterilmesi beyaz rengi ifade eder. Yine
işaret parmağının dudaklar üzerinde sürtülmesi “bana gerçegi
söylemiyorsun” demektir.
Türk işaret dili (TİD)’nin tarihi Osmanlı’lara
kadar dayanmaktadır. İlk işitme engeliler okulu’nun 1902'de II.
Abdülhamit döneminde kurulduğu ve işaret dilinin kullanıldığı
bilinmekle beraber, bu dilin okullarda kullanımının 1953’te
kaldırıldığı ve o tarihten beri kullanılmadığı bilinmektedir.
Ülkemizdeki işitme engellilerin sayısı hakkında değişik bilgiler
bulunmakla beraber Birleşmiş Milletler raporuna göre sayının 2.5 milyon
olduğu söylenmektedir.
İşaret dilinin de konuşma dili gibi erken
yaşlarda ögrenilmesi daha yararlı olmaktadır. İşitme engelli çocukların
zeka seviyeleri normal konuşanlardan farkli olmadığından özel
metotlarla birçok kelimeyi söylemeyi ve konuşmayı da ögrenebilirler.
Günümüzde işaret dili bazı modern ülkelerde yazı işaret dili olarak da
geliştirilmiştir, bu şekilde işitme engellilerin birçok işlerde
çalışabilmesi ve kariyer yapabilme olanağı sağlanabilmiştir.
Ülkemizde
TID konusunda bilimsel ve eğitime yönelik kitap, sözlük, eğitim
kitapları ve yayınlar sınırlı olmakla beraber, birçok ülkede bunlar
yaygınlıkla bulunmakta, birçoğu internette ücretsiz olarak
yayınlanmaktadir. ASL ile ilgili birçok internet sitesinde bu konuda
sözlükler de yer (http://commtechlab.msu.edu/sites/asl/browser.htm)
almaktadır.
Gelecekte ülkemizde de bütün okullarda işaret dilinin
öğretildiği, işitme engelliler sınıflarının geliştirilerek engelli
vatandaşlara da kendi geleceklerini en iyi şekilde belirleme şansı
verilebilmesi hepimizin dileğidir.